Hz. Ömer'den "Ben orduları namaz kılarken donatırım" diye bir söz nakledilir. Onun hesap ben de bu yazıyı bugün Cuma namazı kılarken tasarladım. Günahsa Allah affetsin. Bugün Cuma namazını kampüsün aşağısında küçük bir camide kıldım. Daha önce de bu camide birkaç kez cuma namazı kılmışlığım vardır. Hutbenin Arapça kısmında imamın ciddi okuma yanlışları var, hani o metin namazda sure olarak okunsa namaz kılmayacak derecede. Benzer yanlışlara daha önce farklı camilerde kıldığım pek çok Cuma namazında tesadüf etmişimdir. Aklımda kalan birkaçını zikredeyim. Hutbede "tekrîmen li-fehameti şâni şeref-i safiyyih" diye bir ifade var. İmam "fehamet" kelimesini hı ile değil; hâ ile telaffuz etti. "safiyyihî" ifadesini de -kulağım beni yanıltmadıysa- "safîh" gibi söyledi. En sonda okunan ayetteki "vel-münkeri ve'l-bağy" ifadesini okurken de "bağy" kelimesini ğayn ile değil; -tıpkı bir dana sesi gibi- ayn ile "ba...
Soru: Kişinin elinde bir başkasına ait bir mal var. Fakat mal sahibi gayr-i müslim ve yurt dışında yaşıyor. Kendisinin ağır hasta olduğu bilgisine ulaşılıyor, fakat kendisiyle irtibat kurulamıyor. Konsolosluktan da bu şahıs hakkında bilgi alınamıyor. Öldüğü veya yaşadığı hakkında bilgi yok. Telefona cevap vermiyor. Bu gayri müslim kişinin malını elinde bulunduran şahıs bu malı ne yapmalı, nerede kullanmalı ve ne kadar bekletmelidir? Not: Mal zaman içinde çürüyüp zayi olabilecek türden bir mal. *** Cevap: Kayıp olan ve ölü mü diri mi olduğu bilinmeyen şahsa fıkıh literatüründe mefkud denir. Mefkud olan kişinin mevcut haklarının -ki mülkiyet hakkı da bu kapsamdadır- korunacağı hususunda ittifak vardır. Mefkudluk hükmünün ne zaman sona e...