Soru: "Ey iman edenler! Cuma günü namaz için ezan okunduğunda Allah'ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın" (Cuma, 9) ayetinde hitap genel olmasına ve cuma namazının sadece erkeklere farz kılındığına dair bir ifade olmamasına rağmen bu namazı neden sadece erkekler kılmaktadır?
Cevap: Cuma namazı Cuma suresindeki ayetle değil; -siyer kaynaklarına göre- Medine'ye hicret sırasında farz kılınmıştır. Cuma suresinin sonundaki ayetler ise Medine'ye bir kervan gelmesi üzerine namazı terk ederek kervana koşuşanları uyarmak amacıyla indirilmiştir. Dolayısıyla bu ayet nazil olmadan önce cuma namazı uygulaması toplumda zaten yerleşmişti.
Asr-ı saadette ve dört halife döneminde bazı kadınların cuma namazına iştirak ettiğine dair rivayetler vardır, fıkıh literatüründe de "kadınlar cuma namazına iştirak edemezler" kabilinden bir hüküm yoktur. Kadınların cuma namazına katılmalarının bir gereklilik olup olmadığı hususuna gelince bunun farz olduğuna delalet eden ne bir rivayet, ne de fıkıh doktrininde bir görüş vardır. Asr-ı saadette mazereti olmayan bütün kadınların cuma namazı kıldıklarına dair bir uygulama delili de yoktur. Cuma namazında kadınların varlığından söz eden bazı rivayetlere dayanılarak buradan bir vücup hükmü çıkarılması isabetli değildir.
Cuma namazı, asr-ı saadetten bugüne değin daimi olarak ve toplu bir şekilde uygulanagelen bir ibadettir. Ne var ki Hz. Osman döneminde dış ezanı uygulamasının başlatılması tarih kaynaklarında sabit olmasına rağmen kadınların Cuma namazına gelmesi ilk dönemlerde farz iken tarihin bir uğrak noktasında bu hükmün kaldırıldığına dair bir bilgiye sahip değiliz. Şu halde mezheplerin mevcut uygulamayı aynen devam ettirdiğini kabul etmek durumundayız.
Sonuç olarak kadınların asr-ı saadette olduğu gibi Cuma namazına katılmaya teşvik edilmesine ve bunun için uygun ortamların hazırlanmasına bir engel bulunmamakla birlikte Cuma namazının kadınlara farz olduğu gibi, tarihte hiç kimse tarafından ileri sürülmemiş bir tezin ortaya atılması isabetli değildir. Kaldı ki farz olduğu söylense bile bu görüşün müslüman toplumlarda bir makes bulup küllî olarak uygulanması mümkün değildir. (Vallahu a'lem)
Yorumlar
Yorum Gönder