Bugün (10 Ağustos 2017) şöyle bir soru geldi: "Kurbanı ihtiyaç olan bir ülkede; mesela Yemen'de kesmek dinî açıdan nasıldır?
Soruyu okuyunca geçen yıllarda Facebook'ta buna dair bir paylaşım yaptığımı hatırladım ve arayıp buldum. 2014 yılında yazdığım yazı şu idi:
"Kurban bayramı yaklaşıyor. 2000'li yıllara kadar kurbanlar evlerde ve kesim için ayrılan belli mekanlarda kesilir ve çocuklar da "Allahu ekber" nidalarıyla kurban kesimini müşahede ederlerdi. Büyüyüp belirli miktarda mal varlığı elde edenler de kurban kesenler kervanına katılırdı. Günümüzde ise kurbanı bizzat kendi kesmek yerine farklı gayelerle yardım kuruluşlarına kurban bağışı yapma uygulaması had safhaya çıktı.
Bu uygulama güzel ve hayırlı bir uygulama olmakla birlikte bir takım riskleri de barındırmaktadır. Çünkü niyetleri en iyi bilen Allah olmakla birlikte, bazı şahıslar, gerçekten hayır yapmak niyetiyle yardım kuruluşlarını tercih ederken bazıları ise kurban ibadetini bir yük olarak algılamakta ve etiyle-kemiğiyle uğraşmamak için bağış yaparak kurbanın yükünü kısa yoldan sırtından atmak istemektedir.
Bu uygulamanın çok yaygınlaşması halinde bugünün çocukları, kurban kesimine şahit olamayacak ve dolayısıyla kurban kesmek gibi bir alışkanlık kazanamayacaktır. Bu hal, böyle devam ederse önümüzdeki on yıllarda kurban ile sadaka arasında hiçbir fark kalmayacağını söylemek kehanet sayılmaz.
Dünyanın dört bir yanındaki ihtiyaç sahiplerinin de kurban etinden istifade etmesi kuşkusuz önemlidir. Bir yandan kurban ibadetinin devamını sağlayacak tedbirler almak ve diğer yandan ihtiyaç sahiplerinin mağduriyetinin önüne geçmek için bizce çözüm yolu şudur: Kurbanda tek hissesi olanlar, çocuklarını da bu önemli ibadete alıştırmak için kurbanlarını kendileri kesmeli ve 10 yaş civarındaki çocuklarını kurban kesimine yanlarında götürmelidirler. Birden çok hissesi olanlar ise bir payı kendileri kesip diğer payı yardım derneklerine bağışlayabilirler."
***
Soruya cevap olarak şunlar da eklenebilir: İlke olarak kurban etinden öncelikle istifade etmesi gerekenler, kurbanın kesildiği bölgenin fakirleridir. Kurban yükümlüsü, kurban etini tasadduk etmek için kendi mahallesinde, kasabasında, ilçesinde, şehrinde ve ülkesindeki ihtiyaç sahiplerini tercih etmelidir. Bununla birlikte deprem, kıtlık, savaş gibi olağanüstü bir hal sebebiyle kurbanını vekalet vererek yurt dışında kestirmek de caizdir.
Ancak vekalet ile yurt dışında kurban kestirecek olanlar kalplerindeki niyeti sorgulamalı ve gerçekten ihtiyaç sahibi müslümanların yarasına merhem olmak gibi bir amaç taşıyorlarsa böyle yapmalıdırlar. "Etle kanla kim uğraşacak? Bir yardım kuruluşuna vekaletimi verip kurbanımı kestiririm. Ben de fırsat bu fırsat güzel bir tatil yaparım. Hem yurt dışında kurban fiyatları daha ucuz." gibi bencilce bir düşünce taşıyorlarsa bu tavrın tasvip edilmesi mümkün değildir. Yukarıda da dediğim gibi, kurban ibadetinin gelecek nesillere miras bırakılması da en az ifası kadar önemlidir.
Osman Güman, 10.08.2017
Yorumlar
Yorum Gönder