Ana içeriğe atla

KADINLARIN HEMCİNSLERİ YANINDA ÖRTÜNMESİ KONUSUNDA ÖLÇÜT NEDİR?

Zaman zaman eğitim için yurt dışına giden ve başka dine mensup kız öğrencilerle aynı yurdu ve belki de aynı odayı paylaşmak durumunda kalan kız öğrencilerden şu mealde sorular gelmektedir:

"Müslüman bir kadın, gayr-ı müslim kadınların yanında nasıl davranmalıdır? Giyim kuşamına ne kadar dikkat etmelidir? Tesettür konusunda onların müslüman hanımlardan bir farkı var mıdır? Erkeklerin yanında takındığımız edeb ve erkanı onların yanında da takınmalı mıyız?"

Nûr suresi, 31. ayette şöyle buyrulmaktadır: "Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar, iffetlerini korusunlar, zorunlu olarak görünenler dışında zinet yerlerini de açmasınlar: Başörtülerini de göğüs ve gerdanlarını kapatacak şekilde örtsünler. Boy-pos endam güzelliklerini göstermesinler. Ancak kocaları, babaları, kayınbabaları, öz oğulları, üvey oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşleri, kız kardeşlerinin oğulları, mümin kadınlar ( nisâihinne), cariyeler, iyice yaşlanıp cinsel arzusu kalmamış erkek köleler ve bir de kadınlarla ilgili cinsel bir arzuya sahip olmayacak kadar küçük çocuklar bu hükmün dışındadır." (en-Nur, 31)

En yaygın yorum dikkate alınarak çeviriye "mümin kadınlar" diye yansıtılmış olan "nisaihinne" (kadınları) ifadesiyle kimlerin kastedildiği hususunda müfessir ve fakihler arasında bir ittifak yoktur. Kimilerine göre bu ifadeyle müslüman kadınlar kastedilmiştir. Dolayısıyla müslüman bir kadının Yahudi, Hıristiyan veya Mecusi bir kadının yanında tesettür emrine riayet etmesi gerekir. Kimilerine göre akraba olan kadınlar kastedilmiştir. Bir diğer görüşe göre özgür kadınlar ve bir başka görüşe göre ise iffetli/güvenilir kadınlar kastedilmiştir.

"Kadınları" ifadesini "müslüman" veya "iffetli kadınlar" şeklinde yorumlayan bazı müfessir ve fakihler, bu hükmün gerekçesini “Çünkü o kadın, gördüğünü başka erkeklere anlatır. Bundan dolayı iffetli bir kadın, iffetsiz bir kadının yanında açılmamalıdır.” diye açıklamışlardır. Bu ifadeden hareketle hemcinsler arasında tesettüre riayet edip etmemek hususunda temel gerekçenin güvenilir olup olmamak, sır tutmayı bilip bilmemek ve cinsel açıdan hemcinsine karşı ilgi duyup duymamak olduğu söylenebilir.

Şu halde hemcinslerin bulunduğu ortamda tesettür hususunda dindaşlık ve akrabalık gibi ölçütler yerine; iffet ve güvenilirlik ölçütünün esas alınması, tesettür emrinin hikmetine daha uygun gözükmektedir. Buna göre müslüman da olsa güven telkin etmeyen kadının yanında tesettüre riayet etmek gerekirken, iffetli, güvenilir ve sır tutmayı bilen gayrimüslim bir kadının yanında açılmakta ise bir beis olmasa gerektir. 
Vallahu a’lem.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cami Görevlileri ve Kıraat Sorunumuz

Hz. Ömer'den "Ben orduları namaz kılarken donatırım" diye bir söz nakledilir. Onun hesap ben de bu yazıyı bugün Cuma namazı kılarken tasarladım. Günahsa Allah affetsin. Bugün Cuma namazını kampüsün aşağısında küçük bir camide kıldım. Daha önce de bu camide birkaç kez cuma namazı kılmışlığım vardır. Hutbenin Arapça kısmında imamın ciddi okuma yanlışları var, hani o metin namazda sure olarak okunsa namaz kılmayacak derecede. Benzer yanlışlara daha önce farklı camilerde kıldığım pek çok Cuma namazında tesadüf etmişimdir. Aklımda kalan birkaçını zikredeyim. Hutbede "tekrîmen li-fehameti şâni şeref-i safiyyih" diye bir ifade var. İmam "fehamet" kelimesini hı ile değil; hâ ile telaffuz etti. "safiyyihî" ifadesini de -kulağım beni yanıltmadıysa- "safîh" gibi söyledi. En sonda okunan ayetteki "vel-münkeri ve'l-bağy" ifadesini okurken de "bağy" kelimesini ğayn ile değil; -tıpkı bir dana sesi gibi- ayn ile "ba...

SAFLAR ARASI MESAFE NE KADAR OLMALIDIR?

Soru: Cami ile evinin arasında bir araç geçebilecek kadar dar bir sokak olan birisi bu camide cemaat ile namaz kılındığı zaman kendi evinden imama tabi olup namazı kılabilir mi? Diyaliz hastası olan ve camiye gidemeyen bir amcanın Cuma namazlarını bu şekilde kıldığı konuşuldu. Böyle kılınan bir namaz geçerli midir? Nafile ve farz namazlar arasında fark olur mu bu durumda?                                                                      *** Cevap: Cemaatle kılınan bir namazda saflar arasındaki mesafeye ilişkin Hanefi fıkıh literatüründe yer alan bilgiler özetle şunlardır: 1) Saflar arasında bir tekne veya kağnı geçecek büyüklükte bir nehir veya kamuya açık yol bulunmamalıdır. Mütabaat (imama uyma) imkanı ortadan kalkacağı için cami dışındaki alanda saflar arasında bu kadar mesafe bırakılması caiz olmaz. ...

ÖFKE HALİNDE BOŞAMA GEÇERLİ MİDİR?

Boşamanın geçerli olması için boşayan şahısta bazı şartlar aranır. Boşayan kişinin kocanın bizatihi kendisi veya vekili olması, aklı başında ve buluğa ermiş olması hususunda ittifak vardır. Dolayısıyla akıl hastası, baygın, uyuyan ve asaleten veya vekaleten boşama yetkisi bulunmayan kişinin boşaması geçersizdir. Ciddi olmayan (hâzil), tehdit altında olan (mükreh), aşırı öfkeli veya sarhoş olan kimselerin boşamasının geçerli olup olmadığı hususları ise fıkıh bilginleri arasında ihtilaflıdır.  Öfke halinde boşama konusunda genellikle Hz. Peygamber’in (s.a.v.) “İğlâk halinde boşama yoktur” (Buhari, “Talâk”, 11; İbn Mâce, “Talâk”, 16) hadisine atıf yapılır. Sözlükte “kilitleme” anlamına gelen “iğlâk” kelimesini kimi fıkıh bilginleri zorlama ve ikrah; kimileri de “aşırı sinir, sinir krizi” olarak yorumlamışlar ve buna bağlı olarak hadisi farklı boşama durumlarıyla ilişkilendirmişlerdir. İbnü’l-Kayyim, Talaku’l-gadbân adlı risalesinde şiddeti bakımından öfkeyi üçe ayırmıştır...