Akika kurbanı, yeni doğan erkek veya kız çocuğu adına doğduktan yedi gün sonra şükür amacıyla kesilen kurbandır. Akika kurbanının hükmü konusunda farklı görüşler ileri sürülmüş olup İmam Muhammed’in farklı bağlamlardaki iki ayrı sözüne binaen Hanefi mezhebinde iki ayrı görüş vardır.
Mekruh olduğunu savunanlar bu görüşün gerekçesini şöyle izah etmişlerdir: Cahiliye döneminde akika, recebiyye ve atîre gibi isimlerle kurbanlar kesilirdi. Çocuk sahibi olan kişinin kestiği kurbana akika, Recep ayı içinde kestikleri ve bir kısmını yiyip bir kısmını fakir fukaraya yedirdikleri kurbana recebiyye derlerdi. Son olarak bir koyun veya dişi devenin ilk yavrusunu kurban ederler ve buna da atîre adını verirlerdi. Kurban bayramında kesilen kurban ile cahiliye dönemine ait olan bütün bu kurban çeşitleri neshedilmiştir. Akika kurbanı kesmek cahiliye döneminde farz değil; faziletti; fazilet vasfı neshedildiğine göre geriye kerahetten başka bir hüküm kalmaz. Nitekim İmam Muhammed de el-Camiu’s-sağîr adlı eserinde “Yeni doğan erkek ve kız çocuğu için akika kurbanı kesilmez” demiştir ki bu da akika kurbanının mekruh olduğuna işaret eder.
Bu kurbanın mübah olduğunu savunan Hanefi fakihleri İmam Muhammed’in “Akika kurbanını dileyen keser, dileyen kesmez” sözünü esas almışlar, ayrıca Hz. Peygamber’in kendisine akika kurbanının hükmü sorulunca “Allah ukûku/isyanı sevmez. Dileyen erkek çocuğu için iki koyun, kız çocuğu için de bir koyun kurban etsin” buyurarak bu kurbanı kişilerin kendi iradesine bırakmasının da bu kurbanın sünnet değil; mübah olduğuna delil olduğunu savunmuşlardır.
Diğer mezheplere gelince Malikîler, akikanın farz ve sünnet değil; müstehap olduğunu savunurken Şafii ve Hanbelîler ağırlıklı olarak Hz. Peygamber’in Hz. Hasan ve Hüseyin adına akika kurbanı kestiğine ve bazı kavlî rivayetlere dayanarak bu kurbanın sünnet-i müekkede olduğu görüşünü benimsemiştir. Hasan-ı Basrî ve Davud-i Zahirî gibi akika kurbanının farz/vacip olduğunu savunanlar da vardır.
Kanaatime göre bu görüşler arasında doğruya en yakın görüş, Malikîlerin dediği gibi akika kurbanının farz veya sünnet-i müekkede değil; müstehap olduğu görüşüdür. Hanefi mezhebindeki mübahlık görüşü dikkate alınsa bile kurbanın eti eşe dosta ikram edileceğine ve nihayetinde bir şükür anlamı taşıdığına göre gözetilen amaç ve tasadduk/ikram hususları dikkate alındığında bu kurbanın sonucu itibarıyla müstehap olduğu söylenebilir. Bu konuda sünnet-i müekkede veya farz/vacip demeyi gerektirecek kadar güçlü deliller mevcut değildir. Muhtemelen Hz. Peygamber’in “Allah ukûku sevmez” buyruğuna dayandırılan kerahet görüşüne gelince Hz. Peygamber’in kastı burada bu kurbanı kesilmesini yanlış bulduğuna değil; kurbana isyanı çağrıştıran bir isim verilmesine yöneliktir. Vallahu a’lem.
Osman Güman, 24/03/2017 Cuma
Yorumlar
Yorum Gönder