Ana içeriğe atla

HAYATTA OLUP OLMADIĞI BİLİNMEYEN ŞAHSIN FIKHÎ STATÜSÜ NEDİR?

Soru: Kişinin elinde bir başkasına ait bir mal var. Fakat mal sahibi gayr-i müslim ve yurt dışında yaşıyor. Kendisinin ağır hasta olduğu bilgisine ulaşılıyor, fakat kendisiyle irtibat kurulamıyor. Konsolosluktan da bu şahıs hakkında bilgi alınamıyor. Öldüğü veya yaşadığı hakkında bilgi yok. Telefona cevap vermiyor. Bu gayri müslim kişinin malını elinde bulunduran şahıs bu malı ne yapmalı, nerede kullanmalı ve ne kadar bekletmelidir? 
Not: Mal zaman içinde çürüyüp zayi olabilecek türden bir mal.
                                                                     ***
Cevap: Kayıp olan ve ölü mü diri mi olduğu bilinmeyen şahsa fıkıh literatüründe mefkud denir. Mefkud olan kişinin mevcut haklarının -ki mülkiyet hakkı da bu kapsamdadır- korunacağı hususunda ittifak vardır. Mefkudluk hükmünün ne zaman sona ereceği hususu ise ihtilaflıdır. Hanefilere göre bu süre şahsın akranları ölünceye kadardır. Kimi Hanefi fakihleri bu süreyi 90 yıl olarak tahdit etmişlerdir. İmam Malik'e göre ise dört yıl beklenir. Dört yıl dolduktan sonra hala hayatta olduğuna dair bir emare yoksa ölmüş kabul edilerek malları mirasçıları arasında paylaştırılabilir. 

Şu halde bu malını emaneten elinde bulunduran kişi mal üzerinde sadece koruma niteliği taşıyan bir tasarrufta bulunabilir. Bu mal çürüyen cinsten olduğuna göre herhangi bir tasarrufta bulunulmaması halinde telef olacağı kesindir. Dolayısıyla bu şahsın malı satarak bedeli olan parayı onun adına saklaması en uygun yoldur. 
Osman Güman, 03.09.2017

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cami Görevlileri ve Kıraat Sorunumuz

Hz. Ömer'den "Ben orduları namaz kılarken donatırım" diye bir söz nakledilir. Onun hesap ben de bu yazıyı bugün Cuma namazı kılarken tasarladım. Günahsa Allah affetsin. Bugün Cuma namazını kampüsün aşağısında küçük bir camide kıldım. Daha önce de bu camide birkaç kez cuma namazı kılmışlığım vardır. Hutbenin Arapça kısmında imamın ciddi okuma yanlışları var, hani o metin namazda sure olarak okunsa namaz kılmayacak derecede. Benzer yanlışlara daha önce farklı camilerde kıldığım pek çok Cuma namazında tesadüf etmişimdir. Aklımda kalan birkaçını zikredeyim. Hutbede "tekrîmen li-fehameti şâni şeref-i safiyyih" diye bir ifade var. İmam "fehamet" kelimesini hı ile değil; hâ ile telaffuz etti. "safiyyihî" ifadesini de -kulağım beni yanıltmadıysa- "safîh" gibi söyledi. En sonda okunan ayetteki "vel-münkeri ve'l-bağy" ifadesini okurken de "bağy" kelimesini ğayn ile değil; -tıpkı bir dana sesi gibi- ayn ile "ba...

SAFLAR ARASI MESAFE NE KADAR OLMALIDIR?

Soru: Cami ile evinin arasında bir araç geçebilecek kadar dar bir sokak olan birisi bu camide cemaat ile namaz kılındığı zaman kendi evinden imama tabi olup namazı kılabilir mi? Diyaliz hastası olan ve camiye gidemeyen bir amcanın Cuma namazlarını bu şekilde kıldığı konuşuldu. Böyle kılınan bir namaz geçerli midir? Nafile ve farz namazlar arasında fark olur mu bu durumda?                                                                      *** Cevap: Cemaatle kılınan bir namazda saflar arasındaki mesafeye ilişkin Hanefi fıkıh literatüründe yer alan bilgiler özetle şunlardır: 1) Saflar arasında bir tekne veya kağnı geçecek büyüklükte bir nehir veya kamuya açık yol bulunmamalıdır. Mütabaat (imama uyma) imkanı ortadan kalkacağı için cami dışındaki alanda saflar arasında bu kadar mesafe bırakılması caiz olmaz. ...

ERKEĞİN NAMAZDA VE NAMAZ DIŞINDA BAŞINI ÖRTMESİNİN HÜKMÜ

Soru: Ömer Nasuhi Bilmen'in Büyük İslam İlmihali'nde erkeklerin başı açık namaz kılmasının mekruh olduğu, bunun bir örf olmadığı yazılıdır. Ben bununla amel ediyorum; ama bazı çevreler bunun bir örf olduğunu söylüyorlar. Bu konuda mufassal bir cevap alabilir miyim?                                                                    *** Cevap: Erkeğin başını örtmesinin farz olduğunu savunan hiç kimse yoktur. Müstehap olup olmadığı ya da mürüvvete aykırı olup olmadığı hususunda ise ihtilaf vardır:  Kimi alimler erkeğin başını örtmesini müstehap kabul etmişler ve özellikle yaşlı veya ulema sınıfından olan bir erkeğin halk içinde başı açık olmasını mürüvvete aykırı bir davranış olarak telakki etmişlerdir.  Bazı alimler ise erkeğin başını açmasını veya örtmesini bölgeden bölgeye değişkenlik arzeden bir ...