Ana içeriğe atla

SAFLAR ARASI MESAFE NE KADAR OLMALIDIR?

Soru: Cami ile evinin arasında bir araç geçebilecek kadar dar bir sokak olan birisi bu camide cemaat ile namaz kılındığı zaman kendi evinden imama tabi olup namazı kılabilir mi? Diyaliz hastası olan ve camiye gidemeyen bir amcanın Cuma namazlarını bu şekilde kıldığı konuşuldu. Böyle kılınan bir namaz geçerli midir? Nafile ve farz namazlar arasında fark olur mu bu durumda?
                                                                     ***
Cevap: Cemaatle kılınan bir namazda saflar arasındaki mesafeye ilişkin Hanefi fıkıh literatüründe yer alan bilgiler özetle şunlardır:
1) Saflar arasında bir tekne veya kağnı geçecek büyüklükte bir nehir veya kamuya açık yol bulunmamalıdır. Mütabaat (imama uyma) imkanı ortadan kalkacağı için cami dışındaki alanda saflar arasında bu kadar mesafe bırakılması caiz olmaz.
2) Cami içinde imam en önde; cemaat en arkada dursa bu (kerahetle birlikte) caiz olur. Çünkü her ikisi de mescidin içinde bulunduğu için aynı mekanda sayılırlar ve bu imama tabi olmaya engel olmaz.
3) Mescidin damında bulunan bir kimse Hanefilere göre mescidin içindeki imama tabi olabilir. Mescidin damına bitişik olan başka bir damdan imama uymak da bu kapsamda görülmüştür. Bu hüküm de imamın hareketlerini iyi takip edebilme imkanına bağlanmıştır.
4) İmam ile cemaat arasında bir duvar bulunması halinde iki görüş vardır: Kimilerine göre caiz değildir, kimilerine göre ise caizdir. Caiz olmadığını söyleyenler duvarın imamın hareketlerine uymayı engelleyeceği gerekçesine dayanmışlar; diğerleri ise duvarın küçük olması veya açık kapı veya delik bulunması halinde aradaki duvarın imama uymaya engel olmayacağını ifade etmişlerdir.

Bütün bunlardan çıkan sonuç şudur: Kural olarak saflar birbirine bitişik olmalı ve aralarında büyük bir mesafe olmamalıdır. Ancak caminin cemaati almaması veya cemaate katılacak kişinin özürlü olması gibi bir zaruret halinin bulunması durumunda imamın kıyamdan rukuya, rukudan secdeye... intikallerinin takibinin mümkün olması halinde bu şart düşebilir. Çünkü bu kapsamda zikredilen hemen bütün meselelerde, fukaha tebaiyyet/mütabaat hususuna dikkat çekmektedir.

Nafile ve farz namazlar arasında fark olup olmadığı hususunda ise şunlar söylenebilir:
Nafile namazlarda asl olan münferiden kılmaktır ve nafile namazların şartları farz namazlar kadar sıkı değildir. Bundan dolayı hiçbir özür bulunmamasına rağmen oturarak nafile namaz kılınabileceği gibi, binek üzerinde nafile kılmak da Hz. Peygamber’in uygulamalarından dolayı caizdir. Şu halde şartları farz namaz kadar sıkı olmadığı için, terahiv namazı gibi cemaatle kılınan nafile bir namazda hastalık, sakatlık gibi herhangi bir mazeret bulunmasa dahi saflar arasına mesafe girmesinde bir sakınca olmasa gerektir. Farz namazlarda ise bu, zaruret durumlarına özgü bir ruhsattır.
Vallahu a’lem.
Ayrıntılı bilgi için bkz. Kasanî, Bedâi’, I, 145-146.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cami Görevlileri ve Kıraat Sorunumuz

Hz. Ömer'den "Ben orduları namaz kılarken donatırım" diye bir söz nakledilir. Onun hesap ben de bu yazıyı bugün Cuma namazı kılarken tasarladım. Günahsa Allah affetsin. Bugün Cuma namazını kampüsün aşağısında küçük bir camide kıldım. Daha önce de bu camide birkaç kez cuma namazı kılmışlığım vardır. Hutbenin Arapça kısmında imamın ciddi okuma yanlışları var, hani o metin namazda sure olarak okunsa namaz kılmayacak derecede. Benzer yanlışlara daha önce farklı camilerde kıldığım pek çok Cuma namazında tesadüf etmişimdir. Aklımda kalan birkaçını zikredeyim. Hutbede "tekrîmen li-fehameti şâni şeref-i safiyyih" diye bir ifade var. İmam "fehamet" kelimesini hı ile değil; hâ ile telaffuz etti. "safiyyihî" ifadesini de -kulağım beni yanıltmadıysa- "safîh" gibi söyledi. En sonda okunan ayetteki "vel-münkeri ve'l-bağy" ifadesini okurken de "bağy" kelimesini ğayn ile değil; -tıpkı bir dana sesi gibi- ayn ile "ba...

ERKEĞİN NAMAZDA VE NAMAZ DIŞINDA BAŞINI ÖRTMESİNİN HÜKMÜ

Soru: Ömer Nasuhi Bilmen'in Büyük İslam İlmihali'nde erkeklerin başı açık namaz kılmasının mekruh olduğu, bunun bir örf olmadığı yazılıdır. Ben bununla amel ediyorum; ama bazı çevreler bunun bir örf olduğunu söylüyorlar. Bu konuda mufassal bir cevap alabilir miyim?                                                                    *** Cevap: Erkeğin başını örtmesinin farz olduğunu savunan hiç kimse yoktur. Müstehap olup olmadığı ya da mürüvvete aykırı olup olmadığı hususunda ise ihtilaf vardır:  Kimi alimler erkeğin başını örtmesini müstehap kabul etmişler ve özellikle yaşlı veya ulema sınıfından olan bir erkeğin halk içinde başı açık olmasını mürüvvete aykırı bir davranış olarak telakki etmişlerdir.  Bazı alimler ise erkeğin başını açmasını veya örtmesini bölgeden bölgeye değişkenlik arzeden bir ...