Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Cami Görevlileri ve Kıraat Sorunumuz

Hz. Ömer'den "Ben orduları namaz kılarken donatırım" diye bir söz nakledilir. Onun hesap ben de bu yazıyı bugün Cuma namazı kılarken tasarladım. Günahsa Allah affetsin. Bugün Cuma namazını kampüsün aşağısında küçük bir camide kıldım. Daha önce de bu camide birkaç kez cuma namazı kılmışlığım vardır. Hutbenin Arapça kısmında imamın ciddi okuma yanlışları var, hani o metin namazda sure olarak okunsa namaz kılmayacak derecede. Benzer yanlışlara daha önce farklı camilerde kıldığım pek çok Cuma namazında tesadüf etmişimdir. Aklımda kalan birkaçını zikredeyim. Hutbede "tekrîmen li-fehameti şâni şeref-i safiyyih" diye bir ifade var. İmam "fehamet" kelimesini hı ile değil; hâ ile telaffuz etti. "safiyyihî" ifadesini de -kulağım beni yanıltmadıysa- "safîh" gibi söyledi. En sonda okunan ayetteki "vel-münkeri ve'l-bağy" ifadesini okurken de "bağy" kelimesini ğayn ile değil; -tıpkı bir dana sesi gibi- ayn ile "ba...

HAYATTA OLUP OLMADIĞI BİLİNMEYEN ŞAHSIN FIKHÎ STATÜSÜ NEDİR?

Soru: Kişinin elinde bir başkasına ait bir mal var. Fakat mal sahibi gayr-i müslim ve yurt dışında yaşıyor. Kendisinin ağır hasta olduğu bilgisine ulaşılıyor, fakat kendisiyle irtibat kurulamıyor. Konsolosluktan da bu şahıs hakkında bilgi alınamıyor. Öldüğü veya yaşadığı hakkında bilgi yok. Telefona cevap vermiyor. Bu gayri müslim kişinin malını elinde bulunduran şahıs bu malı ne yapmalı, nerede kullanmalı ve ne kadar bekletmelidir?  Not: Mal zaman içinde çürüyüp zayi olabilecek türden bir mal.                                                                      *** Cevap: Kayıp olan ve ölü mü diri mi olduğu bilinmeyen şahsa fıkıh literatüründe mefkud denir. Mefkud olan kişinin mevcut haklarının -ki mülkiyet hakkı da bu kapsamdadır- korunacağı hususunda ittifak vardır. Mefkudluk hükmünün ne zaman sona e...

ERKEĞİN NAMAZDA VE NAMAZ DIŞINDA BAŞINI ÖRTMESİNİN HÜKMÜ

Soru: Ömer Nasuhi Bilmen'in Büyük İslam İlmihali'nde erkeklerin başı açık namaz kılmasının mekruh olduğu, bunun bir örf olmadığı yazılıdır. Ben bununla amel ediyorum; ama bazı çevreler bunun bir örf olduğunu söylüyorlar. Bu konuda mufassal bir cevap alabilir miyim?                                                                    *** Cevap: Erkeğin başını örtmesinin farz olduğunu savunan hiç kimse yoktur. Müstehap olup olmadığı ya da mürüvvete aykırı olup olmadığı hususunda ise ihtilaf vardır:  Kimi alimler erkeğin başını örtmesini müstehap kabul etmişler ve özellikle yaşlı veya ulema sınıfından olan bir erkeğin halk içinde başı açık olmasını mürüvvete aykırı bir davranış olarak telakki etmişlerdir.  Bazı alimler ise erkeğin başını açmasını veya örtmesini bölgeden bölgeye değişkenlik arzeden bir ...

CUMA NAMAZI KADINLARA FARZ MIDIR?

Soru: "Ey iman edenler! Cuma günü namaz için ezan okunduğunda Allah'ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın" (Cuma, 9) ayetinde hitap genel olmasına ve cuma namazının sadece erkeklere farz kılındığına dair bir ifade olmamasına rağmen bu namazı neden sadece erkekler kılmaktadır? Cevap: Cuma namazı Cuma suresindeki ayetle değil; -siyer kaynaklarına göre- Medine'ye hicret sırasında farz kılınmıştır. Cuma suresinin sonundaki ayetler ise Medine'ye bir kervan gelmesi üzerine namazı terk ederek kervana koşuşanları uyarmak amacıyla indirilmiştir. Dolayısıyla bu ayet nazil olmadan önce cuma namazı uygulaması toplumda zaten yerleşmişti. Asr-ı saadette ve dört halife döneminde bazı kadınların cuma namazına iştirak ettiğine dair rivayetler vardır, fıkıh literatüründe de "kadınlar cuma namazına iştirak edemezler" kabilinden bir hüküm yoktur. Kadınların cuma namazına katılmalarının bir gereklilik olup olmadığı hususuna gelince bunun farz olduğuna delalet eden ...

GİYİM-KUŞAMDA TEMEL İLKELER

İnsanın giysi ile ilk imtihanı Hz. Adem ile Havva henüz cennette iken yasak meyveden yedikleri zaman başlamış ve avret yerlerinin açıldığını fark edince derhal yapraklarla örtmüşlerdir. Bu kıssa, insanda örtünmenin fıtrî bir duygu olduğunu ve tarihinin insanın yaratılışı kadar eski olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Kur’an’ı Kerim’de “Ey Ademoğulları! Biz size hem edep yerlerinizi örtecek, hem de sizi güzel gösterecek elbiseler indirdik (yapmayı öğrettik)” (el-A’râf, 26) buyrularak elbisenin iki önemli işaret edilir. Bu işlevlerden biri tesettür, diğeri de zinettir. Bu işlevlerden ilkinin giyim kuşamda etik; ikincisi ise estetik boyutuna işaret ettiği söylenebilir. Dolayısıyla tesettür gibi tezeyyün de insanoğlunun fıtratına kodlanmış olan özelliklerden biri olduğu için görmezden gelinmesi ve ihmal edilmesi doğru değildir. Ancak tezeyyün ile teşhircilik arasında çok ince bir fark vardır. Kadın veya erkek bir müslümanın işi teşhircilik boyutuna vardırmadan estetiğe de ria...

BOŞANAN KADININ İDDET SÜRESİNCE EVDEN ÇIKMAMASI NE DEMEKTİR?

Hanefi mezhebine göre her ne şekilde -üç talak, bain talak veya ric’î talak- boşanmış olursa olsun boşanan bir kadının iddeti sona erinceye kadar evden çıkması yasaktır. Kocası vefat eden kadın ise gündüzün ihtiyaçlarını gidermek için çıkabilir; ama kocasının evinden başka bir yerde geceleyemez. Hanefiler bu görüşlerini “Apaçık bir hayâsızlık yapmaları dışında onları (bekleme süresince) evlerinden çıkarmayın, kendileri de çıkmasınlar.” (Talak, 1) ayeti ile temellendirmişler; kocası vefat eden kadının sadece gündüzleri çıkabilmesini ise şu esere dayandırmışlardır: Kocası vefat eden bazı kadınlar İbn Mes’ud’a gelerek çok yalnızlık çektiklerinden yakınmışlar, oda onlara gündüzleri birbirlerini ziyaret etmelerini; ama geceleri kocalarının evinden başka bir evde kalmamalarını emretmiştir. (bkz. Şeybanî, el-Asl, IV, 405) Tarihin herhangi bir döneminde tatbik imkanı bulabilmiş midir bilemem; ama bu ayete istinaden 7/24 evden çıkmama şeklinde bir görüşe varılması kanaatimizce isabetli...

KADININ EV İŞLERİNİ YAPMA VE SÜT EMZİRME BORCU

Özellikle Hanefî fıkhında kadının ev hizmeti görmesi ve çocuğunu emzirmesi gibi özellikle kadının kocasına karşı yükümlülükleri kazai değil; diyanî hükme bağlanmıştır. Kadının diyaneten ev işlerini görmekle diyaneten yükümlü olduğunu tasrih eden Hanefi fukahası, bunu Hz. Peygamber’in Hz. Ali ile Fatıma’yı evlendirdikten sonra aralarında iş bölümü yaptığı, ev işlerini Hz. Fatıma’ya; diğer işleri ise Hz. Ali’ye verdiğine dair rivayete dayanmıştır. Mezhepte eşraf kızları ile diğerlerini birbirinden ayıran ve kendi işini kendi görür taifesinden olan kadınların diyaneten ev işlerini görmekle yükümlü olduğunu, eşraf kızlarının ise böyle bir yükümlülüğünün bulunmadığı savunan fıkıh bilginleri yanında eşraf kızlarının da diyaneten ev işlerini görmekle yükümlü olduğunu savunan fıkıh bilginleri de vardır; Bu ikinci görüşü savunanlar, Hz. Fatıma’nın kadınların en üstünü, babasının ise bütün mahlukatın en şereflisi olduğunu, Hz. Fatıma ev işlerini görmekle yükümlü olduğuna göre diğer kadınlar...

AKİKA KURBANI KESMENİN HÜKMÜ

Akika kurbanı, yeni doğan erkek veya kız çocuğu adına doğduktan yedi gün sonra şükür amacıyla kesilen kurbandır. Akika kurbanının hükmü konusunda farklı görüşler ileri sürülmüş olup İmam Muhammed’in farklı bağlamlardaki iki ayrı sözüne binaen Hanefi mezhebinde iki ayrı görüş vardır. Mekruh olduğunu savunanlar bu görüşün gerekçesini şöyle izah etmişlerdir: Cahiliye döneminde akika, recebiyye ve atîre gibi isimlerle kurbanlar kesilirdi. Çocuk sahibi olan kişinin kestiği kurbana akika, Recep ayı içinde kestikleri ve bir kısmını yiyip bir kısmını fakir fukaraya yedirdikleri kurbana recebiyye derlerdi. Son olarak bir koyun veya dişi devenin ilk yavrusunu kurban ederler ve buna da atîre adını verirlerdi. Kurban bayramında kesilen kurban ile cahiliye dönemine ait olan bütün bu kurban çeşitleri neshedilmiştir. Akika kurbanı kesmek cahiliye döneminde farz değil; faziletti; fazilet vasfı neshedildiğine göre geriye kerahetten başka bir hüküm kalmaz. Nitekim İmam Muhammed de el-Camiu’s-sağîr ...

KURBAN VEKALETLE KESİLİR Mİ?

Bugün (10 Ağustos 2017) şöyle bir soru geldi: "Kurbanı ihtiyaç olan bir ülkede; mesela Yemen'de kesmek dinî açıdan nasıldır? Soruyu okuyunca geçen yıllarda Facebook'ta buna dair bir paylaşım yaptığımı hatırladım ve arayıp buldum. 2014 yılında yazdığım yazı şu idi: "Kurban bayramı yaklaşıyor. 2000'li yıllara kadar kurbanlar evlerde ve kesim için ayrılan belli mekanlarda kesilir ve çocuklar da "Allahu ekber" nidalarıyla kurban kesimini müşahede ederlerdi. Büyüyüp belirli miktarda mal varlığı elde edenler de kurban kesenler kervanına katılırdı. Günümüzde ise kurbanı bizzat kendi kesmek yerine farklı gayelerle yardım kuruluşlarına kurban bağışı yapma uygulaması had safhaya çıktı. Bu uygulama güzel ve hayırlı bir uygulama olmakla birlikte bir takım riskleri de barındırmaktadır. Çünkü niyetleri en iyi bilen Allah olmakla birlikte, bazı şahıslar, gerçekten hayır yapmak niyetiyle yardım kuruluşlarını tercih ederken bazıları ise kurban ibadetini bir ...

ÖFKE HALİNDE BOŞAMA GEÇERLİ MİDİR?

Boşamanın geçerli olması için boşayan şahısta bazı şartlar aranır. Boşayan kişinin kocanın bizatihi kendisi veya vekili olması, aklı başında ve buluğa ermiş olması hususunda ittifak vardır. Dolayısıyla akıl hastası, baygın, uyuyan ve asaleten veya vekaleten boşama yetkisi bulunmayan kişinin boşaması geçersizdir. Ciddi olmayan (hâzil), tehdit altında olan (mükreh), aşırı öfkeli veya sarhoş olan kimselerin boşamasının geçerli olup olmadığı hususları ise fıkıh bilginleri arasında ihtilaflıdır.  Öfke halinde boşama konusunda genellikle Hz. Peygamber’in (s.a.v.) “İğlâk halinde boşama yoktur” (Buhari, “Talâk”, 11; İbn Mâce, “Talâk”, 16) hadisine atıf yapılır. Sözlükte “kilitleme” anlamına gelen “iğlâk” kelimesini kimi fıkıh bilginleri zorlama ve ikrah; kimileri de “aşırı sinir, sinir krizi” olarak yorumlamışlar ve buna bağlı olarak hadisi farklı boşama durumlarıyla ilişkilendirmişlerdir. İbnü’l-Kayyim, Talaku’l-gadbân adlı risalesinde şiddeti bakımından öfkeyi üçe ayırmıştır...

İÇKİ SATAN BİR MARKETTEN ALIŞVERİŞ YAPMAK

Özellikle tatil yörelerinde, otellerde ve yabancı ülkelerdeki marketlerin hemen tamamında; helal olan diğer pek çok ürün yanında içki satışı da yapılmakta ve bu işletmelerden ekmek, peynir, zeytin gibi helal ürünler satın almanın hükmü zaman zaman sorulmaktadır. Bu meseleye cevap vermek için şu hususların aydınlatılması gerekmektedir: 1. İçkili bir yerden alış-veriş yapmak, doğrudan ya da dolaylı olarak haram bir şeye destek olmak anlamına gelir mi ve bu fiil, içki içene, servis edene, satana, alana … lanet eden hadisin kapsamına giren bir fiil olarak kabul edilebilir mi? İçkili bir yerden alışveriş yapmak doğrudan değil; ama dolaylı olarak harama destek vermek anlamına gelir. Dolayısıyla imkân ölçüsünde bundan hazer etmek icap eder. Ancak zikri geçen hadisin kapsamına girmez; çünkü burada akdin konusu içki değil; helal bir mal veya hizmettir. 2. Bir münker görüldüğünde elle değiştirmek, dille söylemek veya kalple buğzetmeyi salık veren hadisle birlikte değerlendirildiğinde ...

KORSAN YAZILIM KULLANMAK CAİZ Mİ?

90’lı yılların sonunda yüksek lisans öğrencisi olduğumuz dönemlerde bizim nesil yeni yeni bilgisayar sahibi oluyordu. O zaman benim 4.3 Gigabayt hardiski olan bir bilgisayarım vardı. Yine o sıralar Arapça kitap programları yeni yeni tedavüle giriyordu. Suudi Arabistan’da bir şirketin hazırladığı Mektebetü’l-fıkıh, Mektebetü’t-tefsir vesair isimlerini taşıyan CD’ler 70-100 dolar gibi yüksek fiyatlarla satılıyordu. CD’yi bilgiyasara taktığımızda kurulum sayfası “Uksimu billahi’l-azîm” diye başlayan bir yemin ile açılırdı. Sahte yazılım kullanmadığımıza dair beyanımızı içeren bu yemin metnine tıklamadan kurulumu başlatamazdık. Öğrenciydik ve haliyle bu CD’lerden her birini bırakın, tekine bile 100 dolar verecek maddi imkanımız yoktu. Programı kurarken fareyi yemin metninin üzerine getirdikten sonra yüzümüzü ekrandan başka bir yöne döner ve güya yemin metnini görmeden programı kurardık. Sade bu da değil; başta Windows işletim sistemi ve Microsoft Office olmak olmak üzere para ile satı...

BOŞAMAK İÇİN ÜÇ KERE "BOŞ OL!" DEMEK Mİ GEREKİR?

Şahsıma mail ve mesaj yoluyla gelen pek çok soruda gördüğüm kadarıyla halk arasında boşamanın gerçekleşmesi için "boş ol!" lafzının üç kez tekrarlaması gerektiğine dair yanlış bir kanaat var. Bu konuda Mekteb-i Furu'da Soner Duman ve Mehmet Ali Yargı'nın da birer yazısı yayınlanmıştı. Bu yazılara katkı babında meseleye ilişkin birkaç hususu ifade etmem yerinde olacaktır. Boşamanın gerçekleşmesi için "boş ol!" lafzını üç kez tekrar etmek gerekli olmayıp tek bir kez "boş ol!" demek yeterlidir. Ancak kişi, boşamanın ancak bu lafzı üç defa tekrar etmek suretiyle gerçekleşeceği yolunda yanlış bilgiye sahip olup bu doğrultuda bir boşama yapmış ise niyeti doğrultusunda üç boşama değil; bir boşama gerçekleşmiş olmalıdır. Çünkü bu meselede avam arasında -galat da olsa- örfe benzer bir uzlaşı var gibidir. Karafî, el-Furuk adlı eserinde "boş" anlamındaki "tâlık" lafzının örfi bir kullanım olduğunu belirttikten sonra "Bir bölg...

KADINLARIN HEMCİNSLERİ YANINDA ÖRTÜNMESİ KONUSUNDA ÖLÇÜT NEDİR?

Zaman zaman eğitim için yurt dışına giden ve başka dine mensup kız öğrencilerle aynı yurdu ve belki de aynı odayı paylaşmak durumunda kalan kız öğrencilerden şu mealde sorular gelmektedir: "Müslüman bir kadın, gayr-ı müslim kadınların yanında nasıl davranmalıdır? Giyim kuşamına ne kadar dikkat etmelidir? Tesettür konusunda onların müslüman hanımlardan bir farkı var mıdır? Erkeklerin yanında takındığımız edeb ve erkanı onların yanında da takınmalı mıyız?" Nûr suresi, 31. ayette şöyle buyrulmaktadır: "Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar, iffetlerini korusunlar, zorunlu olarak görünenler dışında zinet yerlerini de açmasınlar: Başörtülerini de göğüs ve gerdanlarını kapatacak şekilde örtsünler. Boy-pos endam güzelliklerini göstermesinler. Ancak kocaları, babaları, kayınbabaları, öz oğulları, üvey oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşleri, kız kardeşlerinin oğulları, mümin kadınlar ( nisâihinne), cariyeler, i...

BİTCOİN MUAMMASI

Son birkaç haftadır bitcoin rüzgarı esiyor. Doğrudan veya dolaylı olarak kaç defa "bitcoin caiz mi?" sorusuna muhatap olduğumu hatırlamıyorum. Haliyle kulaktan dolma bazı bilgilere sahip olmakla birlikte sistemin işleyişi hakkında sadra şifa sayılacak bir bilgiye de sahip değilim. Dolayısıyla en azından şimdilik adem-i cevaz tercihine daha yakın olsam da "kesinlikle caiz değildir" diyebilme noktasında değilim. Türkçe ve Arapça bazı sitelerde bitcoin hakkında lehte veya aleyhte bazı değerlendirmeler görmüş olmakla birlikte değerlendirme yapanların da bu para birimine dair tahkik düzeyinde bir araştırma yaptıklarını sanmıyorum. Biz henüz 8 yıllık mazisi olan bitcoinin ne idiğine dair bir tasavvura sahip değilken ve şimdilik piyasada aslan payı bitcoinde olsa da "ethereum, ripple, litecoin, steem, dash, dogecoin" gibi pek çok muadili de piyasaya sürülmüş. Bir internet sitesinde okuduğum habere göre Nisan ayı itibarıyla sanal para birimlerinin sayısı 800...

SAFLAR ARASI MESAFE NE KADAR OLMALIDIR?

Soru: Cami ile evinin arasında bir araç geçebilecek kadar dar bir sokak olan birisi bu camide cemaat ile namaz kılındığı zaman kendi evinden imama tabi olup namazı kılabilir mi? Diyaliz hastası olan ve camiye gidemeyen bir amcanın Cuma namazlarını bu şekilde kıldığı konuşuldu. Böyle kılınan bir namaz geçerli midir? Nafile ve farz namazlar arasında fark olur mu bu durumda?                                                                      *** Cevap: Cemaatle kılınan bir namazda saflar arasındaki mesafeye ilişkin Hanefi fıkıh literatüründe yer alan bilgiler özetle şunlardır: 1) Saflar arasında bir tekne veya kağnı geçecek büyüklükte bir nehir veya kamuya açık yol bulunmamalıdır. Mütabaat (imama uyma) imkanı ortadan kalkacağı için cami dışındaki alanda saflar arasında bu kadar mesafe bırakılması caiz olmaz. ...